Images
T
O
K
G
Ö
N
Ü
L

SIK SORULAN SORULAR

Anlaşmalı boşanma tarafların boşanma ve sonuçları konusunda mutabık oldukları boşanmadır. Anlaşmalı Boşanmanın gerçekleşebilmesinin ilk şartı; evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Aksi halde taraflar Anlaşarak boşanamaz. Diğer bir şartı da; Evlilik Birliği’nin temelinden sarsılmasıdır. Evliliğin temelinden sarsılması; Evliliğin taraflardan biri veya ikisi içinde ortak yaşamanın çekilmez hale gelmesi anlamına gelmektedir. En önemli şart tabiki, Tarafların boşanmanın sonuçlarına ilişkin her konuda anlaşmaya varmasıdır. Taraflar her konuda anlaşmaya varmamış ise anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Anlaşmalı boşanma davası açılırken iki tarafın imzalamış ve üzerinde anlaşılmış bir protokolün bulunması gerekmektedir.
Boşanma davalarında süre davanın Anlaşmalı Boşanma Davası olarak mı, Çekişmeli Boşanma davası olarak mı açıldığına bağlı olarak değişiklik arz etmektedir. Anlaşmalı boşanma davaları tarafların görülen ilk duruşma celsesine gelmesi halinde, dava dosyasına ilişkin başkaca bir eksiklik bulunmadığı taktirde, boşanma hususu tek celsede karara bağlanabilmektedir. Anlaşmalı boşanma davalarında dava taraflarının imza altına almış oldukları protokolü Hakim karşısında kabul etmeleri esastır ve gereklidir. Çekişmeli Boşanma davalarında ise süre çeşitli etkenlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Çekişmeli Boşanma Davalarında süreyi etkileyen unsurlar genelde tarafların Maddi&Manevi Tazminat talepleri, Nafaka talepleri, Velayet talepleri, Malvarlığına ilişkin talep olup olmadığı, Tanık sayısı, dosyanın bilirkişi incelemesine gerek olup olmadığı gibi konulardır. Ortalama bir süre vermek gerekirse, çekişmeli boşanma davaları 1-2 yıl arasında karara çıkmakta dosya taraflarca temyiz edildiği taktirde, Yargıtayda geçen süre ile bu süre 3-4 yıla kadar nihayete ermektedir.
Nafaka davalarında mahkemeler sabit bir nafakaya hükmettiği takdirde belirli durumlarda nafaka miktarı günün koşullarına göre düşük kalmaktadır. Bu durumu engellemek adına iki çözüm getirilmiştir. İlk olarak nafaka kararı alınırken nafakanın artan oranlı olarak belirlenmesidir. Fakat çoğu zaman mahkemeler uygulamada oluşan sorunlar sebebiyle bu şekilde bir karar vermezler. İkinci olarak, Nafaka alacaklısı eşin nafaka ücretinin günün ekonomik şartlarına göre az kalması sebebiyle açabileceği Nafaka Artırım davası mevcuttur. Nafakanın artırılması davasında Mahkeme nafakayı günün koşullarına göre yeniden değerlendirip bir meblağ belirleyecektir.
Aile konutu, ailenin sürekli olarak barınmak amacıyla kullanılan aile fertlerinin yaşadığı oturma yeridir. Bir yerin aile konutu olabilmesi için evlilik birliği içinde aile yaşamının yoğunlaştığı bir konut bulunmalıdır.

Eşlerden biri, aile konutunun kira sözleşmesini tek başına feshedemez) , aile konutunu devredemez, aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Devamını Oku
Kuruluşu, işlemlerde karar verme süreci, adres değişikliği ve kapanış işlemleri göz önüne alındığında sermaye şirketlerine göre çok daha hızlı karar alınabilen ve kısa sürede işlem gerçekleştirilen şirket türleridir.

Adi şirketler, kuruluş masraf ve harçları bakımından sermaye şirketlerine göre daha az masraflıdır. İşletmenin ömrü boyunca yapılacak iş türü değişikliği, adres değişikliği gibi değişikliklerde sermaye şirketlerinde ana sözleşmenin tadil edilmesi ve tescili zorunluluğu bulunurken, adi ortaklıklarda tüm bu işlemler bir tek dilekçe ile halledilebilmektedir.
Sermaye Şirketlerinde ortaklar şirket borçlarından yalnızca taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sorumludur. Adi Ortaklıklarda ise ortakların şirket borçlarına karşı sınırsız sorumlulukları esastır.

Ortaklığın faaliyeti ticari işletme ile sınırlıdır ve ortaklardan birinin ölümü,iflası şirketi sonra erdirir. Ortakların kişisel alacaklısı, alacağını tahsil edemediği taktirde şirketin feshini talep edebilmektedir.

Adi Ortaklıklarda kademeli vergi usulü uygulanmaktadır. Sermaye şirketleri ise sabit vergi usulüne tabi olup, değerlendirme yapıldığında bu durum gelir dilimine göre avantaj yada bazen dezavantaj olabilmektedir. Ortaklığın gelir düzeyi arttıkça uygulanan vergi de artış göstermektedir. Sermaye şirketlerinde söz konusu bu oran sabittir.
Anonim şirketlerde hisse devri oldukça kolay mümkündür ve el değiştirmesi menkul kıymet olarak mümkündür.
Anonim Şirketler Limited Şirketler gibi tek ortak ile kurulabilmekte olup limited şirketlerde azami ortak sayısı 50 (elli), anonim şirketlerde ise sınırsızdır.

Anonim Şirketlerde asgari kuruluş sermayesi 50.000 -TL, Limited Şirketlerin asgari kuruluş sermayesi 10.000 -TL’dir.

Anonim Şirkette devirler hisse devir sözleşmesi ile gerçekleştirilir. Noter huzurunda devir ve hisse senedi devrinin ticaret siciline tescili de zorunlu değildir. Limited Şirkette hisse devri için hisse devrine ilişkin yazılı sözleşmenin hazırlanması, noterce onaylanması, hisse devrinin şirket genel kurulunca onaylanması ardından hisse devrinin ticaret siciline tescili ve son olarak hisse devrinin şirket pay defterine kaydı gerekmektedir.

Anonim şirketlerde şirket pay senedinin 2 yıl geçmesi akabinde satılması durumunda elde edilen kazanç vergiye tabi değildir. Limited Şirketlerde hisse satışından kaynaklı gelir vergisi doğmaktadır.

Anonim şirketlerde halka arz edilebilme imkanı bulunmakta, limited şirketlerde ise halka arz durumu olamamaktadır.
Boşanma protokolü boşanan kişilerin durumuna göre özel olarak hazırlanması gereken bir protokoldür. Boşanan kişilerin Boşanma sebebi, mal paylaşımı, karşılıklı talepler alanında uzman boşanma avukatı ile hazırlanmalıdır. Protokolde olması gerekli bazı hususların yokluğu ciddi hak ve menfaat kaybına neden olur olabilmektedir.
Avukatlık ruhsatı bulunan her Avukat her davayı alabilme yetkisine sahiptir fakat doktor gibi Avukatlarında bazı branşları bulunmaktadır. Alanında yüksek tahsil yapan, tez yazan, ya da bu alanda yıllarını vermiş tecrübeli bir Avukatla çalışmak menfaatleriniz açısından oldukça faydalı olacaktır. Boşanma Davalarda üstün menfaatlerin gözetilerek, doğru zamanda hareket etmek esastır. Boşanma davası alanında uzman bir boşanma avukatı tarafından takip edilmelidir. Boşanma sonucu ve velayet, mal paylaşımı, nafaka,tazminat..vb konularda tarafların menfaatlerinin korunması için alanında profesyonel bir avukatla çalışmanızı önermekteyiz.
Şiddet uygulayan tedbir niteliğinde olan koruma kararına uymaması durumunda,kanunun 13.maddesi doğrultusunda, hakim kararıyla 3 günden 10 güne kadar zorlama hapsi söz konusu olabilmektedir. Şayet İhlalin devam etmesi durumunda bu süre uzatılmaktadır.
Anonim Şirketler Limited Şirketler gibi tek ortak ile kurulabilmekte olup limited şirketlerde azami ortak sayısı 50 (elli), anonim şirketlerde ise sınırsızdır.

Anonim Şirketlerde asgari kuruluş sermayesi 50.000 -TL, Limited Şirketlerin asgari kuruluş sermayesi 10.000 -TL’dir.

Anonim Şirkette devirler hisse devir sözleşmesi ile gerçekleştirilir. Noter huzurunda devir ve hisse senedi devrinin ticaret siciline tescili de zorunlu değildir. Limited Şirkette hisse devri için hisse devrine ilişkin yazılı sözleşmenin hazırlanması, noterce onaylanması, hisse devrinin şirket genel kurulunca onaylanması ardından hisse devrinin ticaret siciline tescili ve son olarak hisse devrinin şirket pay defterine kaydı gerekmektedir.

Anonim şirketlerde şirket pay senedinin 2 yıl geçmesi akabinde satılması durumunda elde edilen kazanç vergiye tabi değildir. Limited Şirketlerde hisse satışından kaynaklı gelir vergisi doğmaktadır.

Anonim şirketlerde halka arz edilebilme imkanı bulunmakta, limited şirketlerde ise halka arz durumu olamamaktadır.
İş aktini, primlerinin eksik yatması sebebiyle fesheden işçi, ihbar tazminatı talep edemez.
İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesinin akabinde, iş kanununda belirtilen belirli süre içerisinde açılması gereken dava işe iade davasıdır. İşçi, İş sözleşmesi fesih bildiriminde sebep gösterilmemesi, ya da gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilmektedir.
İş sözleşmesi fesih nedeninin geçerli olmadığı, ya da sebep gösterilmemesi durumlarında işçi tarafından işe iade davası açılacaktır. İşçi, iş sözleşmesinin feshedildiğine dair bildirimin tebliğinden itibaren bir ay içerisinde açacaktır. Söz konusu süre içerisinde dava açılmadığı taktirde dava süre yönünden reddedilmektedir.
İşe iade davası açma hak düşürücü süresi, herhangi bir itiraz olmasa dahi, Hakim tarafından kendiliğinden incelenecek ve buna göre karar verilecektir. İşbu sürenin değerlendirilmesi davanın her aşamasında yapılabilmektedir. Davalı da bu sürenin kaçırıldığını dava sürerken her aşamada iddia edebilecektir.
İşveren işyerinde çalıştırdığı işçinin ücretini zamanında yada hiç veya eksik ödemeyebilmektedir. Bu durumda haklı nedenle iş akti feshedilerek tazminat ve alacak haklarının talebi yoluna gidilebilmektedir. İşçinin ücretinin ödenmemesi halinde İş işçi, iş akdini haklı nedene dayanarak feshedebilir. İşçi işyerinde 1 yıldan fazla çalışması durumunda kıdem tazminatı hakkı olup talep edebilecektir.
İş kanunundan doğan ücret alacaklarında zamanaşımı süresi 5 yıldır.
İhbar tazminatı, kıdem tazminatı gibi tüm tazminat alacakları 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
Bu durumda, İşçinin birtakım hukuki hakları bulunmaktadır. İşçi, geriye dönüş 5 yıl için ücretinin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte faiziyle ödenmesi için dava açabilir.

İşçi birde çalışmaktan kaçınma hakkını kullanabilmektedir. İşçinin bu hakkını kullanabilmesi için; ödenmesi gereken ücret alacağı olması, işverenin maaş ödeme gününden itibaren 20 gün içinde işçinin ücretini tamamen veya kısmen ödememiş olması ve ücretin ödenmemesinin mücbir sebebe dayanmaması gerekmektedir. Ücreti ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten imtina edebilir. Bu işçinin, çalışmaması nedeniyle iş akitleri feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.

Hızlı Destek Alın

İletişim formu direkt olarak uzman avukatlarımız tarafından okunarak cevaplanmaktadır.

Whatsapp